CİRİMBOLU SU KEMERLERİ


Uluborlu 930 yıldır Türk 'ün vatanı, Türkler tarafından 1080 yılında fethedilip vatan edinilen bu güzel beldemizde daha önceden buraya yerleşmiş Hıristiyanlığı kabul eden Türkler yaşıyordu Uluborlu'muzun Müslüman Türkler tarafından fethedilmesinden sonra Rumlar bu bölgeyi terk etmişlerdir, ancak burada soydaşlarımız olan Hıristiyan Türkler kalmıştır. Uluborlu kalesinin iç kısmında yaşayan bu Türkler daha sonra inancından dolayı halkın tabiriyle 'Gâvur' olarak adlandırılmışlar ve zaman içinde Rum olarak kabul edilmişlerdir.

Nüfus mübadelesiyle Uluborlu'muzu terk eden bu insanlar Rumca bilmezlerdi. Diliyle, kültürüyle tamamen Türk olan Hıristiyan kalmış Kuman Kıpçak Türkleriydi. Halen daha Uluborluluların yöresel şivelerinde Kıpçak Türk lehçesine ait birçok sözcük bulunmaktadır. Burada size tarihçesini ve özelliklerini anlatacağımız 'Cirimbolu Su Kemeri' yukarıda adı geçen Türklerin yaşadığı kale mevkiine su taşımak amacıyla yapılmıştır.

Haslet olarak birçok güzel özelliği üzerinde taşıyan Türk Milleti için, insanın temel ihtiyacı olan suyun büyük önemi vardır. 'Allah su gibi devlet versin', 'Su gibi aziz ol', 'Su küçüğün söz büyüğün', gibi suyla ilgili birçok atasözünün girdiği kültürümüzde suya büyük önem verilmiştir. Ecdadımız fethettiği her yere vardıklarında önce çeşme sonra hamam inşa etmişlerdir.

Uluborlu'muz Oğuz Türklerinin Kınık boyu tarafından fethedilince şehrin her köşesine mükemmel çeşmeler inşa edilmiştir. Günümüzde tahlilleri yapıldığında, insan sağlığı için en uygun nitelikleri taşıdığı tespit edilen suların aktığı bu çeşmelerin birçoğu günümüze dek gelmiştir. Suları akmayanların kaynakları hala bellidir. Kapı dağımız 2447 metrelik zirvesinde onlarca kaynaktan insanımıza abı-hayat gibi sular sunmaktadır. İşte bu pınarlardan birisi de 'Gavil' pınarıdır. Gavil pınarının suyu toprak künklerle (boru) Kapı dağından kale mahallesine taşınmak istenmiştir. Bu dönemde kale mahallesinde yaşayan Hıristiyan Türkler, su ihtiyaçlarını evlerinin önlerinde bulunan sarnıçlara toplanan yağmur sularından sağlamaktadırlar. Yaz mevsimlerinde ve kurak giden dönemlerde mahalle halkı, su ihtiyacını Müslüman Türklerin mahallelerindeki çeşmelerden taşıdıkları sulardan karşılarlardı.

Kale mahallesindeki halkın bu çileli yaşantısına son vermek için Cirimbolu Su Kemerinin yapımına 1869 yılında başlanmıştır. Halktan toplanan paralarla Kemer'in inşasına başlanmıştır. Kısa sürede mahalli ustalarla tek kemerli bir su kemeri inşa edilmiştir. Ancak mimari kurallara uygun olarak yapılmayan bu eser kullanıma açılmadan yıkılmıştır. Bunu üzerine İstanbul'dan getirilen mimarların yaptıkları İncelemeler neticesinde çift kemerli bir su kemerinin inşa edilebileceğine karar verildi. Böyle bir yapı inşaa edilecek olursa hem su kemeri, hem de bir köprü olarak kullanılabilirdi.

Bu düşünceyle Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz' e müracaatta bulunuldu. Padişahın tahsis ettiği 40 bin kuruş ve halktan toplanan yardımlarla (toplam 850 lira) Köprünün inşasına tekrar başlandı. Önce ilk kemerin inşası tamamlandı, daha sonra bu kemere gelecek basıncı dağıtabilmesi için yeniden bir kemer daha yapılarak bu muhteşem su kemeri 1872 tarihinde tamamlandı. Kapı dağındaki Gavil pınarından getirilen su demir borularla bu su kemerinin üzerinden Hıristiyan Türklerin yaşadığı Kale mahallesindeki kilisenin önüne kadar çıkartıldı. Bu kilise mahallelerin en yüksek yerinde bulunuyordu, buradan su tüm mahalleye dağıtılabilirdi. Uzun süre kullanılan bu su; nüfus mübadelesi ile buradaki insanların göç etmelerinden sonra, 1927 yılında Mustafa ONUR adlı bir hayırsever tarafından kale dışındaki mahallelere nakledilmiştir.
'Cirimbolu Köprüsü' diye adlandırılan bu eser, Osmanlılar dönemine ait Uluborlu'daki en önemli yapılardandır. Türk Mimarisinin güzel bir örneği olan Cirimbolu Su Kemerinin ebatları şu ölçülerdedir: Uzunluğu 45 metre, yüksekliği 21 metre, eni 2,5 metredir. Eserin sonradan sökülen kitabesinde yapının inşasının bitim tarihi (1289/1872) olarak gösterilmektedir.

Bu eserle ecdadımız, geleneksel Türk'ün hayat fesefesini, iki dağı birleştirerek bir kere daha Uluborlu' ya nakşetmiştir. Böylece hem insana temel ihtiyacı olan suyu ve hem de köprüyü sunmuştur. Günümüzde halen sapasağlam duran bu eserin acilen bakıma ihtiyacı vardır.